Şu Helal bu Haram diyerek Allah’a İftira etmeyiniz

Estaûzübillah,Bismillah,Elhamdülillah. Vesselâtü Vesselâmü alâ Seyyidinâ Muhammeden Resulullah.

Rabbimin lütfunâ, keremine binlerce kez hamdolsun. Mübarek günler içerisindeyiz.“ Allahümme bârik lena fi Recebe ve Şaban ve belliğna Ramazan.“ duasına inşaallah mazhâr olmak üzereyiz. „Allah’ım Recebi ve Şabân’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a eriştir.“ diye dua ettiğimiz mübarek günlerdeyiz. Ramazan’a bir kaç gün kaldı.Tabi ne mutlu ki Recebe erişene Şaban’a erişene. Ramazan ayına erişenler için ne mutlu. Ramazan ayı Peygamber Efendimizin(sav) buyurduğu üzere“Cennet kapılarının ardına kadar açıldığı, cehennem kapılarının kapatıldığı ve Merede-i Şeytânın (Şeytanların ileri gelenleri ve azgınlarının) zincire vurulduğu bir aydır.“ Ve bu ayın neticesinde bayram sabahı namazdan sonra evlerine dönen Mü’minlerin “ Kúmu mağfuran leküm.“ Haydi af olunmuş olarak Ananızdan doğduğnuz gibi evlerinize dönün hitabının işittiği bir zaman dilimidir. Rabbim bize ve Cümle Ümmet-i Muhammed’e bu güzelliklerden hakkıyla istifade edebilmeyi nasib eylesin. Amin

Meseleye gelecek olursak; yakın bir zamanda başımdan çok ilginç bir hadise geçti. Genç bir çocuk akşam geç vakitte beni arayarak bir kanalı (A9) açmamı rica etti. Açtım baktım bizim Tv’de o kanal yok. Bu kez internetten bakmamı rica etti ben de açtım baktım. Bi program var. Bu programda işte Türkiye’deki bazı çok bilinmiş hocaların, bazı hiç tanımadığım bilmediğim hocaların, bizim ayarımızda yaşımızda genç hocaların sözlerini sohbetlerini kesmisler kısa kısa yayınlıyorlar. Çocuk „Ne dersiniz hocam, bu insanların anlattıkları doğru mudur?“ diye sordu. Tabi ben o esnada çocuğa tam olarak ne diyeceğimi de bilemedim Bende Şaşırdım. Belki de toplumdan biraz kopuk yaşadığımız için. Güncel medyayı, popiler hacıları hocaları olan bitenleri, kim ne diyor ne yapıyor takip etmediğimiz için olsa gerek. Programda bu hocaların açıklamlarını kısa kısa kesip birleştirmişler. Kim neye ne demiş şeklinde bir araya getirmişler. Bunlar sapkın bunlar yanlış bizim sapkın anlayışımız doğru demeye çalışıyorlar. Yani ifratla tefrit noktasında bir şey.

Öyle bir ifrat var ki ben dâhi şaşırdim kaldım. Tefrit zaten kanalda, programın kendisini yapanlar zaten tefrit içerisindeler. Yayınladıkları şeyler de ifrat: Aşırı, aşırıcılık. Tefrit ise azlık, yokluk, imandan yoksunluk, ibadetten yoksunluk, ahlâktan yoksunluk. Her türlü azlık ve yoksunluk tefritin içerisinde yer alır.

Aklımda kaldığı kadarıyla sizlere de nakledeyim; bir hoca çıkıyor diyor ki: „Namaz kılmayanları öldüreceksin, hatta cesedini götürüp çöpe atacaksın.“ Bunları işitince „Bu nasıl iş Yarabbi?“ dedim. Peşinden bir başkası gelip farklı bir açıklama yapıyor. Burda bunları zikretmek de istemiyorum; ufacık çocuklar sabi sübyan hakkında, bunların mahremi hakkında konuşmalar yapıyorlar..vesaire. Zihniyetleri ve fikriyatları bozuk insanlar. Din üzerinden bir şeyler kurguluyorlar: Bilhassa hanımlar üzerinden kılığından kıyafetinden tutda Aile ilişkilerine vesaire vesaire

Apaçık mevzular dahi cehilin dilinde karmaşık anlaşılamaz anlatılamaz bir hale dönüşü veriyor birden popiler genç bi hoca „Saç ektirmek harâm, Peygamber Efendimiz(sav) lanet etmiş. Yapmayacaksınız,etmeyeceksiniz.“gibişeyler diyor. Diyorda misal Peygamber Efendimiz (sav) devrinde Mekkeli müşrikler hayvan kıllarından kocaman peruk vâri şeyler yapıp saçlarına eklemeler yaparlar, kafalarını büyütürlerdi..Daha gösterişli olması adına. Ama günümüzdeki tıp ilmiyle şurdan saçını almışın, şuraya koymuşsun, stresten hastalanmışsın ve saçlarını dökmüşsün bir sağlık sorunu olarak saç ektirmişin bunun bir mahsuru yok. Yani ordaki niyet farklı âmel farklı, iş farklı kasıt farklı. Ama adamlar öyle bir kapıdan gidiyorlarki çıkmaz bi kapı. O kapıdan giderseniz taa organ nakli mevzusuna gidersiniz. Daha onlarca mevzuya gidersiniz. Bir zamanlar ona da haram diyorlardı. Adam böbrek yetmezliğinden ölüyor ya ne yapacak nakil olmayacak da? Bundan on, yirmi, otuz yıl evvel biz bunları çok yaşadık. Birisi vefat ederdi diğer hastayla organ uyuşurdu haram deyip vermezlerdi. Şayet bu kapıdan gidecek olursanız, tıp kapısından, hoca geçinenler çıkmaz bir sokağa varırsınız. Ve o gidilir bir yol değil. Diğeri diyorki aynı şekilde müzik haram. Eee haram da nesi haram? Tut neresinden tutarsan artık. İlahisinden makamla Kuran okumaya kadar. Yani bunun kıstası nedir? Yok. Müzik haram. Peki bunu bir çocuk nasıl anlayabilir. Yani müzik haram kelimesini ne şekilde anlamalı.?

Derbi misal çokda ilgili bir kaç örnek daha aktarayım yeri gelmişken . Bana sorulanlardan biri de şu : „Hocam şalvar giymek sünnet-i seniyyeymiş. Peygamber Efendimizin emriymiş.“Şimdi bu hususta kılık kıyafet hususundada bir kaç kelam edecek olursak. Evvelâ şalvar arabça bir kelime değil. Deseler ki bu Orta Asya, Türk-Farisi yahut Anadolu kültürü anlarım. Ama yok. Peygamber Efendimizim (sav) emri, hadisi şeklinde naklediyorlar bunu. Halbuki Peygamber Efendimizin kılık kiyafeti zaten belli. Nedir misal? O’nun ridâsı vardır, izârı vardır. Üst takımı,alt takımı vardır. Uzun yani şuan Arapların da giydiği uzun kâmusu, entârileri vardır. Üzerine aldığı ribâsı, cübbesi vardır. O toplumun O zamanki Kılık kıyafetidir, Peygamber efendimizin kılığı kıyafetide.

Aynı şekilde hanım kardeşlerimizede bir çarşaf türküsü dinletiyorlar, sade çarşafda diyemiyon neymiş carşaf-i şerif, tamam ama nedir çarşaf yahu bir örtümüdür. Evet kelime olarakda usul olarakda farisi bir örtü.

Peki örtü, örtünmek farzmıdır meselesine de gelecek olursak; evet örtü farzdır. Ne şekilde örtünülmeli? Kuran’a göre örtünülmeli. Ezvacı Tahirat Annelerimizin edebi takip edilmeli ama nasıl olacak dersek edeba adaba islama mugayir olmayacak. Hanımlar mahremiyetlerini belli etmeyecek sekilde örtünecek. Olay bundan ibaret. Ne giyecek? Ne giyerse giysin. Yeterki edebi adabıyla kendini örtsün. Yüz yıllardır Analarımız Ninelerimiz ne giyerdi Üç etek giyerlerdi Kaftan giyerlerdi Şal giyerlerdi edebiyle erkanıyla kendi kültüründe mahremiyetini muhafaza ederlerdi. Yine bir hanım kardeşimiz soruyor “ Çarşaf giymek sünnet midir? Farzmıdır nedir doğrusu“ diye. Yukarda bahsettik aslında tıpkı şalvar meselesinde olduğu gibi. Anlami da örtü yatak örtüsü gece örtüsü bir örtü yani. Halbuki örtü Hicab ayeti geldiği zaman Aişe(ra) validemizin naklettiğine göre „Haninlar eteklerinin bir kısmımdan genişce kestiler ve başlarını omuzlarını örttüler.“ Şimdi Peygamber efendimiz (sav) ne ashabın nede ümmetin kılık kıyafetiyle uğraşmamış. Onları şeklen tek tip hale getirmemiş. Onların gönüllerine iman izan nakşetmiş.

Mekkeli yine Mekkeli, Medineli yine Medineli gibi felanca aşiret yine aynı şekilde giyinerek yaşamına devam etmişler. Aynı kültürün, aynı iklimin insanı olan Sahabe efendilerimiz taklit hususunda Peygamber efendimiz gibi başlarına sarıkda sarmışlar onun gibi oturup kalkmışlarda ama Tutup da tüm sahabe Peygamber Efendimizin (sav) giyindiği gibi birebir aynı giyinmemişler. Onu Ahlaken taklit etmeyi şekilden önce tutmuşlardır. Daha sonraki dönemlerde de bu böyle devam etmiş. Türk, Türk gibi Farisi Farisi gibi giyinmiş.

Bunun kıstası nedir dersek şudur, Aziz Kardeşlerim: Allah’ın emrettiģi çizgileri muhafaza etmek. Dökümlü elbise giyerek vücut hatlarını belli etmemek.. Daha buna benzer çok meseleler var. Aziz Kardeşlerim Rabbim bizlere merhamet eylesin. Amin

Şimdi bu bahsettiğimiz hususlara kulak kabartmaya, bunları dinlemeye çokda lüzum yok, dinlenecek bir tarafları da yok. Tv’ye çıkıyorlar yada sosyal medyada cübbelisi ceketlisi yularlısı yularsızı bazısınında kafasında takkesi sarığı oluyor ama, akla hayale gelmeyecek şeylerle milleti oyalayıp gündem oluyorlar. Yine diyorki içlerinden biri parka gittim aslan heykeli gördüm ona tükürdüm. Diğeri de aynı şekilde satrança putçuk diyor bir iki tam uydurma bişey naklediyor vesaire.

Allah-ü zü’l Celâl Kurân-i Azimüşsan’da „Feâlün limâ yürid.“[Buruc 16] buyuruyor. Allah dilediğini yapar dilediği dilediği gibi işler. Cennet de cehennem de Allah’ın. Allah dilediğini cennetine koyar. Dilemediğini cehennemine atar.

. Allaha hamdü senâlar olsun ki İslam dini bu insaların kafasindan büyük.. İslam Allah’ın yeryüzündeki hücceti.

Hülasayı Kelâm Bu tür meseleler her topluluğun her toplumun kendi kültürel unsurları başkasına dayataması için Allah’ın dinini, Peygamberin sünneti seniyesini bir manuvela aracı gibi kullanmasından ibarettir. Bu bir zihniyet meselesidir Anladığım kadarıyla bu zihniyete sahip insanlarda da 1949’da Çin’de iktirada gelerek tüm halkı tek tip kıyafet giydirerek aynılaştıran Mao’nun bakışı hâkim. HafizânAllah demekki biz bu insanların ellerine kalırsak bizleride şeklimizi şemalimizi güçleri yeterse yetmez ama beyinlerimizi bile tek tip yaparlar ,. Allah muhafaza..

Aziz Kardeşlerim, Efendi Hazretlerinin güzel bir sözü var.“ Oğlum herkes kitabı okur da herkes düzünden okumaz.Kimisi de tersinden okur. Buyurur bunlar hakkında“

Yani netice olarak birileri cennetin kapısında duruyor ve Allah’in kullarını, Allah’ın cennetine sokmuyor!“

( O haram bu haram bilip bilmedikleri her şeye harâm diyerek )

Allahü zü’l Celâl yeryüzünde sarık ile sakal ile hoca olmak ile insanları dinde âkil kılmıyor. Rabbim sevdiği kullarını dininde akil kılıyor. Bu meseleler üzüyor düşündürüyor beni. Diyorum yani“ Bu insanlar neden ana cadde varken-İslam koskoca bir ana cadde- itidâl yolu varken böyle kenarda köşede duran şeyleri deşip milletin imamını ifsada çalışıyorlar. Gaflettenmi Ahmaklıktanmı Yoksa ortaya bişey atıp şöhret olma hevesindenmi ?

Allahu zülcelal Tevhid ve iman hususunda „(e fe la takılun) Akletmez misiniz?, düşünmez misiniz? Diye biz kullarına kitabında birçok yerde soruyor Akıllarını ve gönüllerini iman nuru ile aydınlatamayanlar Kendi akıllarını ve gönüllerini birşeylere ipotek ediyorlar. Kendi akılları ipotek altında olan bu insanlar aslında (haşa) Allah’ı ipotek altına almaya çalışıyorlar. Kurân’da birçok yerde naklediyor Allah’ü zü’l Celâl: „Allah adına yalan mı isnât ediyorsunuz siz?“ der. Allah’in harâm kıldığını helâl, helâl kıldiğına hâram diyerek [Aliimran 78] Allah’a yalan mi isnat ediyorsunuz? Ve bu insanlar bu sözleri maalesef Allah adına söylüyorlar..

Neresinden tutarsak elimizde kalacak meseleler bunlar.Halbuki İslam güzellik dini, İslam hoş, İslam lâtif. İslâm insanların fıtratına uygun.Allah bizlere imdad eylesin. Bizlerin vazifesi bugünleri bol bol zikrederek, Allahü zül Celâlin İsm-i Celâlini, İsmi Cemâlini zikrederek Allah diyerek Lailaheillallah diyerek gönüllerimizi temizlemektir. Her türlü batıl fikirden, dünyevi işlerden, meşguliyetlerden evvela gönüllerimizi temizleyerek, temiz bir gönül ile Allahü zül Celâle iltica etmektir.

Şüphesiz Allah’u zül celal işitendir, görendir, bilendir. Bizim halimizi de görüyor. Müslümanların halini de görüyor. İçine düştüğümüz bu zilleti de görüyor. Amma velâkin „Bir kavim kendi hakkındaki hükmü degiştirmedikce Allah da o kavim hakkindaki hükmünü değiştirmez.“ Bazen gençler „Türkiye’ye Şeriat gelecek mi?“ diye soruyorlar. Ben derim gelmez. Neden gelmez? Çünkü şeriat gelse (tabi Müslümanlar olarak farz olan şeriatın gelmesini bizler de arzu ediyoruz gayretde ediyoruz) ve biz bu insanların ellerine kalsak, bu insanlarla Allah’ın şeriatını tatbik etmeye kalksak (bunların da mantıklarının İşid’den bir farkı yok. İşid de Allah adına kafa kesiyor.) bunlar bizi tek tip yaparlar. Çin’in Mao’su gibi tek tipe dizerler helal haram diyerek. Herhalde seksen milyonluk ülkenin yetmiş dokuz bin doksan dokuzunu kendilerinden tarikatlarında cemaatlerinden olmayan herkesi bunlar denize dökerler…

Böyle bir mantık olabilir mi Aziz Kardeslerim!

„Allah hüvet tevvabür rahimdir“ ya hû. Allah affeder. Allahü zül Celâl kullarına karşı merhametlidir, şefkatlidir.. Siz hangi hakla durmadan böyle çıkıp Allah’a Peygambere yalan isnât ediyorsunuz? Tabi bu konularda maalesef hem Diyanetimizin de sabıkası var hem vazifelerini hakkıyla yeteri kadar yerine getiremedikleri için internet ortamında şurda burda önünü alan çıkıyor her istedigini her istediği yerde konuşup aklıca açıklama yapıyor. Bazıları bunları Hoca zannediyor. Bazıları bunları âlim zannediyor. Yine olan bu milletin dinine imanına oluyor. İnsanların imanıyla, ahlakıyla fikriyatıyla, zikriyatıyla belli bir şekilde durmadan uğraşıyorlar.

Elhamdülillah biz Münkir’i görünce tanıyoruz. Dışarıdan gelenleri biliyoruz lakin içimizdeki böyle dengesiz efendime söyleyeyim akılsız, cennetin kapısında durmuş serserileri de anlamakta zorluk çekiyoruz.. İslamda kahkaha yok deyip cemaatini kakır kakır güldürüyor. Bunu derken Peygamber Efendimizin (sav)in makamında oturuyor, hergün o kürsüde vaaz veriyor. Edepli olun, kahkaha atmayın diyor cemaate. Cemaatle birlikte kikir kikir gülüyor.

Efendime söyleyeyim bir tanesi de çıkiyor Tv’de „Kayınbirâder ölümden tehlikeli“ diyor. Ya sen bin senelik bu milletin aile yapisiyla oynuyorsun. Allahın Haram kılmadığı Allahresulü (sav)’nün karışmadığı, müdahale etmediği bu toplumun aile yapısıyla sen nasıl oynarsın? . Sen aile yapısını çökerttin. Kardeşlerin arasına fitne ekiyon, o ona haram bu buna haram o onla görüşmeyecek bu bunla diye diye aile yapısını çökertiyon. Bunuda Allah adına yaptığını idaa ediyon bu ne menem bişeydir. Kardeşim madem bir seyi çökertiyorsun o halde doğrusunun da ne oldugunu söyle. Biliyorsan Yani senin Taliban’dan farkın nedir? Senin Işid’den farkın nedir mantık olarak? Cemaziyel evveliniz zaten sabıkalı senin dün haram dediğinize bugün helal dediniz. Televizyon haram dediniz televizyon ekranından ayrılmıyorsunuz Mikrofonla ezan okumaya haram diyecek kadar Basiretsiz ferasetsiz ehliyetsizsiniz Şimdi Hangi sözünüze inanıp itimat edelim sizin. Din namına konuşup sonrada işi şarlatanlığa vuruyorsunuz.

Hâdi İşid’in Allah’a karşı itikadı bozuk, Ehli sünnet perdesine saklanan peki ya senin Allah’a karşi itikâdın düzgün mü? Allah sana hitap mı etti sen dogrusun diğerleri yanlış diye? Allah sana vahiy mi etti bir tek sen doğrusun diğerleri yanlış diye, bir tek sen benim nâmıma konusabilirsin diye. Bak İşid’ciler de Allah nâmına (!l iş yapiyorlar Taliban’da Afganistan’da böyle.

Bu ifrattır! Bu yaptıklarınız sözleriniz Allaha iftiradır.

İslamda ifrata yer yoktur! İftiraya yer yoktur Tefrite yer olmadığı gibi!

Allah bizleri dosdoğru yolda gidenlerden eylesin. Her şey varak varak, aheste aheste.. Kurân-i Azim’üşşan 23 yılda peyder pey nazil oldu. Dileseydi Allahu zül Celâ 23 yılda değil 23 saniyede Efendimize (sav) ilkâ ederdi. Cibrili indirirdi bir saniyede bile degil zamansızlıkta mekansızlıkta Allahu zül Celalin kudreti her şeye yeter. Ama 23 yılda geldi peyderpey..

Bir zaman sahabe namaz kılarken içki de içerdi. Allahü zül Celâl direkt vahyetmedi içki içme diye.

Once“ Sarhoşken , içkiliyken namaza yaklaşmayın.“ ayeti geldi. Daha sonra „Îçki haramdir.‘ ayeti geldi. Varak varak..

Dinin de İslam’ın da tebliğin de bir usulu kaidesi vardır!

Biz ilmiyle âmil olan insanları böylece tanırız. Konuşmalarından kelamından tanırız.

Şimdi bizim ayarımızda genç hocalar cok var. bazılarına çok şaşsırıyorum doğrusu santranca putçuklar diyorlar. Ki bir de bunların çoğu tasavvuf erbabı. Çoğu da Nakşibendilik ekolünden gelen yâni Hz. Ebubekir Efendimizin yolundan gelen insanlar. Ebubekir Efendimizin(ra) güzel bir duası var: „Ya Rabbi benim.vücudumu o kadar büyüt ki cehenneme hiçbir ehli iman girmesin.“ diye.

Siz Ebubekir Efendimizin(ra) ahlâkından ne kadar uzaksınız. Putcuk arıyorsanız Mevlâna Efendimizin ks buyurduğu gibi nefsine bak. “ Nefis, putlarin anasidir.“ Senin kibir putun var, nefis putun var, Dünya putun var, mal putun var şu putun var bu putun var. Sen bunları bırakmışın satranctaki kaleydi, vesaire bunlarla uğraşıyorsun! Hakkaten yazıktır, günahtır.

Allahü zül Celâl bil cümle Ümmet-i Muhammedi affetsin. Bu mübarek günlerde bizleri Allahü zül Celâlin mağfiretine erenlerden eylesin, affına erenlerden eylesin. Bilcümle Ümmet–i Muhammedin gözyaşlarını, çektiği acıları, İslam beldelerinin acılarını Rabbülalemin bu mübarek günlerin yüzü suyu hürmetine dindirsin. Allaha emanet olun,

Vesselam.

24.05.2017

Kommentare sind geschlossen.