Geylani İrfan Ocağı

Allah’ü zü-l Celâl’in lütfu keremiyle geldik bir araya toplandık. Toplanmaktan maksat Allah’ü zü’l Celâl’in isminin zikredilmesi Onun hoşnut olacağı işlerden bahsedilmesi rızasıyla amel edilmesidir. Budur müslümanların bir araya gelmesindeki yegane maksat. Allah resülüne ilk iman edenlerin arasında Erkam bin ebul Erkam isminde bir sahabi var idi. Safa tepesinin eteklerinde bulanan evini müslümanlara açtı Resulu ekrem Aleyhisselamda o evde belli bir zaman ikamet eyledi. Müslümanların sayısı azdı korka korka gizlice gece yarıları o evde toplanırlar. Allah Resulüde, nazil olan Kuran ayetlerinden onlara okur idi. Sayıları bi elin parmaklarını geçmezdi Müslümanlar sayıca az ama öz idiler aralarına münkir münafık giremezdi. Bu ocağımızda zahiren küçük sayımızda az olsada samimi sadakat sahibi Müslümanlar olarak bizi bu mecliste toplayan Allaha hamd olsun. Hz Erkamın evindeki o tadtan bizim şu ufak hanemizide hissedar eylesin o aşktan muhabbetten bizlerede nasib eylesin. Amin Zaman oldu Müslümanlar bi nebze kuvvet buldu, Medinede Mescidi Nebevi inşaa edildi O Cemaatin içinde Allah Resulün arkasına münafıklarda karıştı namazda kıldılar.

Aziz Kardeşlerim.

Burada, bu mecliste sayımız azdır. Lakin Nice büyük Peygamler çok az olan ümmetiyle Allahü zülcelalin huzuruna varıyor. Az olmak Peygamber mesleği. Peygamber meşrebi. Biz bu azlıktan şeref duyarız, tat duyarız, gurur duyarız. Allah’ü zü’l Celâl [kem min fietin kalîletin galebet fieten kesîraten bi iznillâh] buyuruyorki Nice az topluluk vardır ki sayıca çok olanlara galip gelmişlerdir.

Çoklukta bir çok cihetten hâyır olsa da bir çok ciheten de rezillik vardır. Eğer çokluğun içerisinde iman varsa, aşk varsa, bereket vardır. Muhabbet varsa, bereket vardır. Samimi sadakat sahibi olan müslümanların birlikte hareket etmesi Şeytan ve avanesinin belini kırar Efendi Baba hznin tabiriyle Kervanın çokluğu harimileri kervandan uzak tutar, Şeytanın belini kırar.

Ama hiç bir gürühta çok olduk diye hak olmaz. Allah-ü zü’l Celâl onların sayıları çok diye gönüllerine muhabbet koymaz. Nur koymaz. Hakikat koymaz İman koymaz gözlerine izan vermez.. Vatikandaki Papaya şu Dünyada iki milyar insan inanıyor. Onu Mukaddes sayıyorlar. Allahın nazarında hakkı inkar eden Peygamber efendimizi inkar eden Hz İsa efendimize iftira atan bu melun insanlara 2 değilde tüm İnsanoğlu iman etse o yine hakkın nazarında melundur batıldır Hak olmaz. İnsanoğlunun bi kısmı puta tapıyor bi kısmı ineğe tapıyor bi kısmı şuna bi kısmı buna tapıyor. Batıl neye taparsa tapsın ne yaparsa yapsın İman etmediği islamı kabul etmediği sürece batıldır.

Şu koca yeryüzünde bir tek İslama inanan insan kalsa oda Allahu zülCelalin indinde Haktır batıl olamaz. Hakkın ve batın ayracı sayıların çok olması zenginliğin olması değildir. Ayraç olan mihenk taşı Allahu zülCelalin hak ile batıl arasında çizdiği çizgidir. Allahın Kitabı Ve Resülü Ekremin Sünneti Seniyesidir.

Bunun gibi İslam aleminde de ülkemizdede nice cemaatler var. Koca koca cemaatler. Sözde İslam adına hareket eden amma Baştan aşağı fitne yuvası. Fesat yuvası. Fücur yuvası. Bunlarında hali bi nebze bunlara benzer ama imansızlıktan değil ahmaklıktan dolayı biraz çoğaldılarmı, palazlandılarmı isterlerki tek kendileri olsun devlet millet onlara amade olsun. Tüm dünyevi menfaatlaer kendi havuzlarına dolsun. Böylece ahmaklıklarından dolayı peyder pey Allaha olan ahidlerini Ve lâ teşterû bi ahdillâhi semenen kalîlen Sonrada Ve lâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlen. Sadakallahülazim Hafizan Allah Allahın Ayetlerini ucuza satmaya kalkarlar.

Müğmin samimi bir müslüman bunlardan beridir uzaktır. Onu hiç bir dünyevi menfaat yolundan alamaz Ashabı Uhdud gibi kuçaklarında çocuklarıyla içi ateş dolu hendeklerede yüreseler onlar Allaha ve Resulüne olan ahdinden dönmezler.

Nice az olan vardırki Cihada çıktıklarında kafirlerin korkudan kalpleri titrer ve Allah onlara zaferler ihsan eder.

Nice fakirler vardırki çok az bir infakıyla cennete kocaman köşkleri Allah onlar için inşaa eder.

Nice az olanlar vardır ki üç kişi oturur samimiyetle aşk ile Allah der. Kürre-i arzın melekleri halka halka o cemaatin etrafında toplanırlar.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edilen bir hadisi şerifte Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:

“Allah Teâlâ’nın arzında dolaşıp zikredenleri tesbit eden melekleri vardır. Bunlar Cenâb-ı Hakk’ı zikreden bir topluluğa rastladıkları zaman birbirlerine “Gelin! Aradıklarınız burada!” diye seslenirler ve o zikredenleri dünya semâsına varıncaya kadar kanatlarıyla çevirip kuşatırlar. Bunun üzerine Allah Teâlâ, meleklerden daha iyi bildiği halde yine de onlara:

– “Kullarım ne diyor?” diye sorar.

Melekler:

– Sübhânallah diyerek seni ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, sana hamdediyorlar ve senin yüceliğini dile getiriyorlar, derler. Konuşma şöyle devam eder:

– “Peki onlar beni gördüler mi ki?”

– Hayır, vallahi seni görmediler.

– “Beni görselerdi ne yaparlardı?”

– Şayet seni görselerdi sana daha çok ibadet ederler, şânını daha fazla yüceltirler, ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni daha çok tenzih ederlerdi.

– “Kullarım benden ne istiyorlar?”

– Cennet istiyorlar.

– “Cenneti görmüşler mi?”

– Hayır, yâ Rabbi! Vallahi onlar cenneti görmediler.

– “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?”

– Şayet cenneti görselerdi onu büyük bir iştiyakla isterlerdi, onu elde etmek için büyük gayret sarfederlerdi.

– Bunlar Allah’a neden sığınıyorlar?”

– Cehennemden sığınıyorlar.

– “Peki cehennemi gördüler mi?”

– Hayır, vallahi onlar cehennemi görmediler.

– “Ya görseler ne yaparlardı?”

– Şayet cehennemi görselerdi ondan daha çok kaçarlar, ondan pek fazla korkarlardı.

Bunun üzerine Allah Teâlâ meleklerine:

– “Sizi şahit tutarak söylüyorum ki, ben bu zikreden kullarımı bağışladım” buyurur.

Meleklerden biri:

– Onların arasında bulunan falan kimse esasen onlardan değildir. O buraya bir iş için gelip oturmuştu, deyince Allah Teâlâ şöyle buyurur:

– “Orada oturanlar öyle iyi kimselerdir ki, onların arasında bulunan kötü olmaz.”

Aziz Kardeşlerim „Kûmu mağfuran.“ “ Ey kullarım! Beni zikretmek için toplanam kullarım! Affolunmuş olarak kalkın. O meclisten affolunmuş ananızdan doğduğunuz günkü gibi kalkın. Ha üç kişi olur, aşk olur, rıza-yı İlâhi olur, muhabbet olursa Allah’ü zü’l Celâlin bu hitâbı o cemaate erişir.

Rabbim bizleri öyle bir cemaat eylesin.

Eğer bir mecliste Müslümanlar Allah rızası için bir araya gelmemiş iseler O mecliste Allahın adı zikredimiyor Allahın adı yüceltilmiyorsa Ne dünya için nede Ahiret için Allah indinde o meclisin o toplantının hiçbir kıymeti yoktur. İnsanoğlu esfel-i sâfilinden eşref-i mâhlukata kadar geniş bir yelpazenin içerisine dağılmış. Herkes kendi imanına inancına mizacına, meşrebine uygun hareket ediyor. Bu kâinatta hareket etmeyen, seyir halinde olmayan hiç bir nesne yok. Biz müslümanlar da Allahın rızasının içerisinde hareket ederken İstikametimizide her daim Allahın rızasına uygun tutmaya gayret göstereceğiz. Herkes bu dünya hayatında bildiğini bulduğunu bir vesile vasıta edinerek bir yürüyüşe çıkar. Kimileri ilme sarılır kimileri amele sarılır, gayret eder. Kimileri iş peşinde, kimileri dünya peşinde koşar. Kimileride farklı şeylerin peşinde olur.

Biz ise sadece Allahın Rızasının peşinde olacağız. İçinde Rizâ-yı ilâhi olmayan her şey Allah indinde mel’undur Aziz kardeşlerim. Ümmet-i Muhammed’den olmak, Ümmet-i Muhammed’in evlatlarından olmak, Hz.Peygamber’e zâhiren, bâtınen evlat olmak, Hz. Muhammed Mustafa (sav)’in çilesine, meşakkatine ortak olmak demektir. Peygamber Efendimizin Ümmetim Ümmetim diyerek ümmetinin derdi ile dünyaya teşrif etmiş ümmetinin derdiyle beka yurduna hicret etmiştir.

Eğer Allah yolunda, Peygamber(sav)’in yolundan gidiptede onun çilesinden çilelenmiyorsak, O’nun meşakkatinden meşakkatlenmiyorsak Ümmetin derdi nefesimizi kesmiyor göz bebeklerimiz gördüğümüz manzralar kaşısında yerlerinden fırlamıyorsa nası iddaa edelimki bizler O Aziz Peygamberin ümmetindeyiz diye. Her gün benim gibi sizlerde görüyorsunuz.. Bakmaya da içimiz el vermiyor, Daha bugün Suriye’de bir camiinin tepesine bomba düşüyor Bir mektepte sabi sübyanın tepesine bomba yağıyordu. O çocuklar da bizim çocuklarımız değilmi aziz kardeşlerim. Ben bunu sürekli her bulunduğum mecliste söylüyorum madem yine söyleyim Hemde Yeminle söyleyim

Valahi ve billahi! Kasemle söylüyorum ki, bu ahir zamanın Ümmet-i Muhammedi, bizler yani, kendi zamanımızda öldürülen katledilen Ümmet-i Muhammedin evlatlarının hesabını vermekten sıra kendi hesabımıza gelmeyecek! Allaha sığınarak söylüyorum halimiz budur. Ne kadar mesulüz derseniz Suride yada felanca memlekette katledilen bir çocuktan.?Derimki Kendi evlatlarımız kadar, O çocukların katlinden mesûlüz. Vebâl altındayız. Müslüman müslümanın öz kardeşidir Allah Resulu sav „Hiçbiriniz kendi nefsiniz için arzu ettiğinizi kardeşiniz için etmedikçe iman etmiş olmaz“ buyurmakta değilmi. Aziz kardeşlerim bizler dil ile değil amel ilede kardeşlerimize sahib çıkmak mecburiyetindeyiz. Yoksa şimdi koca bir ümmet zillete düşmüş olup nifak fitne fucur sebebiyle hareketsiz kalıp kendi kıymetini Allah indindeki kıymetini yitirsede Sadakat sahibi samimi müslümanlar herdaim var olacaklar galib olacaklar biizniilah. Peygamber efendimiz sav “Bu din, daima ayakta durmaya devam edecektir. Müslümanlardan bir topluluk, kıyamet kopuncaya kadar bu din uğrunda savaşmaya devam etmekten asla vazgeçmeyecektir.” Buyurmaktadır. Allahü zülCelal esteuzubillah [Ve lekad sebekat kelimetunâ li ibâdinâl murselîn. İnnehum le humul mensûrûn. Ve inne cundenâ le humul gâlibûn.]

İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri bu âyetleri şöyle tefsir etmiştir: Allâhü Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki: Andolsun ezelde, Levh-i Mahfuzda şöyle yazdık ki, Bize inanan kullarımız mağlup olmaz. Bizim ordularımız; peygamberler ve mü’min askerleri -bazı yerlerde mağlup oldukları görülse de- dünyada ve âhirette elbette onlar düşmanlarına galipdir. Çünkü âkıbet onlarındır. Mağlubiyet nadir olup yok hükmündedir. Mağlubiyet, ise kumandanın emrine muhalefet etmekten, dünyaya tamah etmekten, kibirlenmek ve benzeri gibi arızî sebeplerdendir. Cenâb-ı Hakk’ın bizzat hükmettiği nusrete, yardıma halel getirmez.

Yardım şerefli bir rütbedir, ancak mü’mine layıktır. Kâfirin bazan galip olması bir istidrac olup sonu rüsvaylıktır.

Hâsılı, hakiki ihlasa kavuşan mü’minler yardım olunmuşlardır ve gâlipler onlardır. Gâlib ve Azîz Mevlâ’ya istinad eden; dayanan muhakkak yardım olunmuştur ve gâliptir, düşmanları mağluptur. Sonra Allâh’ın askeri, Allâhü Teâlâ’nın Azîz ve Müntekım isimlerinin sırrına ve Enbiyâ sûresinde Bel nakzifu bil hakkı alâl bâtıli fe yedmeguhu fe izâ huve zâhikun, ve lekumul veylu mimmâ tasıfûn“Hayır, hakkı batılın tepesine fırlatırız da beynini parçalar, bir de bakarsın o anda mahvolmuştur…“ mealindeki 18. âyetinin sırrına mazhar olmuştur.

Aziz kardeşlerim Allah adamı, Allâhın askeri Allâhü Teâlâ’nın dinini yaymak için ve Hakk’a yardım etmek ve hakkı beyan etmek üzere Cenabı Hakkın tayin ettiği kimselerdir. Kim onları zelil etmek isterse çenesi üzere düşer.

Aziz kardeşlerim ya Allah adamı olup bu islam cemaatin içinde yer almak için gayret göstereceğiz yada nefsimizin peşinde dünyanın peşinde helak olup gideceğiz. Halbuseki RabbülAlemin yarattığından beri bu dünyayı sevmemiş İçindekilerede bir kıymet vermemiştir. Müslüman için bir imtihan meydanındanda başka bir yer değildir. Nice Baba yiğitler bu dünya hayatında nefsine uyup malubiyetle ayrılırken bu meydandan, nice garibane kullar ebedi bir servetle terk ederler meydanı.

İman ile küfür, Dünya ile Ahiret birbirinin zıddıdır. Müslümanın meselesi dünya değil Ahirettir.

Mesele derin bir meseledir.

Mesele büyük bir meseledir.

Mesele „Muhammedün Resulullah“ meselesidir.

Dava „Muhammedün Resulullah“ davasıdır.

Dava bir tarikat, bir cemaat, bir cemiyet, bir şeyhin davası değil.

Dava „Lailâheillallah Muhammedun Resulullâh“ davasıdır.

Rabbülalemin bizlere sadakat versin.(Amin)

Resul-u Ekrem Aleyhisselatü Vesselam buyurur ki:

„Allah’û zü“l Celâl kimi severse onu dinde âkil kılar.“ Allah bir kula hayır murat ettiği zaman dinde anlayış kendi ayıplarını görme hasleti verir

Rabbülalemin bizi dininde âkil kılsın ayıp hata ve günahlarımızı setreylesin Affeylesin sevaba tebdil eylesin Amin

Bizi hakkıyla idrak edenleden, hakkıyla kavrayanlardan eylesin. Meseleleri özümseyenlerden eylesin. Bize sâlih ameller, sâlih ibadetler, yanında kendi rızasına uygub, kabul edeceği bir kıyâm bizlere bahşeylesin. Amin Velhamdülillahirabbilalemin.

25.11.2016

Kommentare sind geschlossen.