Seyr-i Dil

301789_295958550478526_1432198667_nTasavvufta manevî yolculuğu anlatan yepyeni eseri ”Seyr-i Dil” de sizlerle!

Hakk Teâlânın nuruna gark olan gönülden gayrısına gönül ismi verilmez. Gönül yüce Allah’ın tecelligahıdır ve gönlün konağı olan insan âlemin gözüdür. Göz ise Hakk’ı gören ve gayp âlemini müşahade edendir.

“Ruhuna yönel ve faziletlerini kemâle erdir. Zira sen cisminle değil ruhunla insansın.”

Hakk Teâlânın nuruna gark olan gönülden gayrısına gönül ismi verilmez. Gönül yüce Allah’ın tecelligahıdır ve gönlün konağı olan insan âlemin gözüdür. Göz ise Hakk’ı gören ve gayp âlemini müşahade edendir. İnsanın hakikati, suretine göre can ve özdür. Hakikat-i insaniye rahmet-i ilahiyenin mazharıdır ve insan yüce Allah’ın nefhasıdır. Basireti ile varlık âlemini ve gaybın sırlarını müşahade eder.

Şu varlık âlemi deniz üstünde oluşan dalgalar ve köpükler gibidir. Beşeri his ve idrak dalgaları ve köpükleri görür ancak bunları meydana getiren ve yokluktan varlığa, sonra tekrar yokluğa çeken denizi görmez. Tüm bunların denizin bir tasarrufu olduğunun farkına varmaz. Dalgayı ve köpüğü denizden ayrı görür ve öylece zanneder. Tüm varlıkların cesetleri ve eşyâların suretleri hüviyet-i ilahiyenin dalgaları gibidir.

Ârifler ve veliler dünya ehli gibi değildir. Onların mana gözleri açıktır, fânî olan beşerî haz ve elemlerden kurtulmuşlardır. Kesâfet ve müşahade âleminden gözlerini yumup, ashab-ı kehf gibi yüce Allah’ın marifet ve ilhamını seyr u temaşa etmektedirler. Yüce Allah (cc) onlar üzerine tecelli ve tasarruf eder. Onlar kendi iradelerini terk etmişlerdir. Hakk’ın iradesi ile hareket etmektedirler. Yani kah sağ kah sol tarafa ashab-ı kehfin uykularında döndürüldüğü gibi, onlar da mana âleminde Hakk’ın tasarrufu ile hareket etmektedirler.

Bookmark the permalink.

Comments are closed.