Tasavvuf nedir?

Bir kutlu yolculugun adıdır tasavvuf. Insanın kendi dünyasını keşfe çıktıgı, Yunus’un deyişiyle “kendini bilmek” ilminin adıdır tasavvuf. Hilkatin safiyetine sığınıp rahmet ummanına bir katre olup düşebilmenin çabasıdır. Yaradan, insanı en güzel surette yaratmıştır ve hükmettiği dinle bu güzel suretin öyle pırıl pırıl kalabilmesinin imkanlarını vazetmiştir. Bir özgürlük mücadelesinin adıdır tasavvuf ki, nefsinin kuşatmasından, şeytanın vesvesesinden, şehvetin girdabından kurtulup Ahsen-i takvîm suretine yönelişinin kutlu bir muhasebesidir. Insan dağların taşların kabul etmediği bir emaneti yüklenip, dünya denilen imtihan sahnesine çıktığında, fıtratın ilahi sesine kulak verip Kur’ân ısığında kalbiyle düşünerek “Ey mutmain olmuş nefis, iyi kullarımın arasına gir; cennetime gir.”(1) mustuşuna koşmanın gayretidir. “Kalpler ancak Allah’ı anmakla tatmin olur.”(2)

Ulvî emir ışığında zikirle arınarak gönül aydınlığında huzura koşmaktır tasavvuf. Bu yolun imamları, Kur’ân ve sünnetten bir ışık demetleyerek; ilimle yoğrulup, edep ve sabırla kavrulup, Rahmetullah’a akan birer ırmak yolları döşemislerdir ki, beşer olarak insan düştüğü bu yolda hikmetin aydınlığında Nur-u Muhammed’e dünya dikenlerine batmadan ulaşabilsin. Damarlarımıza zikrullahı zerk ederek gönlümüzü ağırlığından, metalığından, dünyeviliğinden sıyırıp “hiçbir yere sığmayan Yaradan’ın sığacagı” bir makama çevirmenin ulviligidir tasavvuf. “ Mümin olduk demeyin Islam olduk deyin.”(3) buyurur Rabbü’l-âlemîn. Imanın ve Islam’ın şartların kabul ederek hepimiz Islamız şükürler olsun ve Müslüman olarak teslim olmaktan Mümin olmaya uzanan yolda sığındıgımız kalkanın adıdır tasavvuf. S.Nakip Attas’ın deyişiyle “Seriatın, ihsan makamında uygulanmasıdır.” Ilahî buyrukları nefsin üzerine hâkim kılıp Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etme bilincine ermenin adıdır tasavvuf. Ruhlar yaratılınca, dünya alemine çıkmadan bir araya toplanarak, Rableriyle yaptıkları sözleşmeye vücut bulduktan sonra vefa gösterebilmesi için, manevi sezgi kanallarını açık tutulabilmenin gayretiyle her an hatırlamanın ve ulvi kalmanın ve yüzü her zaman hakikatine dönük olmanın çabasıdır tasavvuf. Kıldan ince, kılıçtan keskin bir yolda azimle, sabırla, zühtle, takvayla, teslimiyetle yoğrularak “hamdım, pistim….” düsturuna ermenin mutluluğudur tasavvuf.

1 Fecr Sûresi, Ayet 29-30

2 Ra’d Sûresi, Ayet 28

3 Hucûrât Sûresi, Ayet 14

Kommentare sind geschlossen.